Yıl Sonu Raporu: 2018’in En İyi Konserleri

Bir klasiktir, yılın sonunda en iyi anlar, gidilen en iyi etkinlikler ve elbette en kötüleri bir bir hatırlanır. "Nasıl geçti koskoca yıl anlamadan" konulu tartışmaların arkadaş ortamlarına hakim olduğu yılın tam da bu zamanları, fotoğraf albümleri kronolojik olarak gözden geçirilir. 

Zamanı tutmak mümkün değil, hele şehrin dinamiklerinde tutmak bir yana, yakalamaya çalışırken bitiyor yıl. Evet, 2018’in de sonuna geldik ve muhtemelen hepimiz bir yılın yine ne kadar çabuk geçtiğine şaşkınız. Kişisel tarihinizde 2018’i beyninizin mümkün olmadıkça dönüp bakılmayacaklar çekmecesine atacak olabilirsiniz. Fakat müzik severler için bir çok açıdan harika bir yıldı. Festivallere olan özlemimizi gideremesek de, Ocak’tan Aralık’a, festival yokluğunda ilaç gibi gelecek konserlerle coştuk.

İstanbul’un 2018 canlı müzik hadiselerinden en can alıcı olanları ve hafızalardan kolay kolay çıkamayacak konserleri hatırlamak üzere, bir yıl sonu raporu hazırladık.

Başlıyoruz:

Şubat: King Krule

Şubat’ın 9’unda, uzun zamandır beklediğimiz bir konser için İKSV, Salon’daydık: King Krule! Salon’da yılın geri kalanında bir sürü konser izledim ama Krule’da sesin ne kadar kötü olduğunu henüz bilmediğim balkonun sağındaydım. Archy’nin vahşi vokali balkonun demirlerini zangır zangır titretirken, sağ kulağım belki de bir süre hiçbir şey duymayacak diye düşündürtecek kadar gürültülü bir performanstı. Baby Blue ile hayatıma girmişti 3 yıl kadar önce, konserde de en rahat dinleyebildiğim iki şarkıdan biri buydu. Diğeri de Out Getting Ribs. İlk duyurulduğu günden beri İstanbul için heyecan verici bir etkinlikti. İki gece art arda çaldığı sold-out performansların ardından kendisini evine yolladık.

Mart: King Gizzard And The Lizzard Wizzard!

Aylar öncesinden bu aya damgasını vuracak konserin hangisi olacağını biliyorduk. Üst üste 3 gece vereceği konserlerin biletleri çıktığı gün tükenen, birkaç yıldır yolunu beklediğimiz King Gizzard And The Lizzard Wizzard! Saykodelik garage-band’liklerinin şanına yakışır bi atmosferdi, Salon’u biliyorsunuz, küçük bir mekan ve gruplar dinleyici ile iç içe. Kendimi bir film sahnesi içinde hissettiğim, ama sonrasında geçici duyma kaybı yaşadığın bir müzik deneyimi oldu benim için. Günlerce kulaklarım çınladı ama orda olmasam da yıllarca üzülürdüm.

Mayıs: Angel Olsen ve Tamino

Şu ana dek öne çıkan konserlere bakılırsa, Salon İKSV geçen sezon epey iyi iş çıkarmış. Mayıs konserlerinde de öne çıkan iki müthiş performans buradaydı zira: Angel Olsen ve Tamino.

Angel Olsen Salon’daki ikinci, grubu olamadan, akustik ilk performansı için İstanbul’daydı. Öncesinde 9 şarkılığına aynı konseptte akustik Nilipek dinledik. Nilipek sahnesi çok sempatik bir kız, ön performansıyla kendini sevdirdi. Ardından Angel’ın güçlü vokali mekan inletti diyebilirim. Son albüm Phases’in turnesinde olduğundan eski şarkılarından Unfucktheworld dinleyebildik sadece. Phases albümünün folk-indie bir sound’u var ve Angel bu tarzda çok çok iyi bir şarkıcı. Sahnede konuşmayı seven şakacı da bir tip kendisi. Hepimizin çok mutlu ayrıldığı bir konserdi. Olsen power!

Gelelim Mayıs’n diğer akıllara kazınan performansına. O akşam sold-out bir konserde 20 yaşında bir çocuk hepimizi kırdı geçti. Kalpler kırıldı, gözlerden yaşlar süzüldü. Kim olduğunu anlamış olmalısınız: Tamino.

Yarı Belçikalı yarı Mısırlı Tamino, İstanbul’da iki gece üst üste çaldı, ikisi de sold out’tu. Henüz albüm bile çıkmamıştı fakat şarkılarını hep bir ağızdan söyleyen bir dinleyici kitlesi Salon’u doldurmuştu. Şiir gibi bir çocuk, inanılmaz bir ses ve yetenek Tamino. Bir çok açıdan Jeff Buckley’le özdeşleştirilmesi boşuna değil. İlk geceden sona keşke yarına da biletim olsaydı dediğim bir konserdi.

Haziran: Massive Attack

Haziran genel olarak gerilimi bol bir aydı. Tüm gündemimiz seçimlerdi ve büyük hayal kırıklığıyla koca bir boşluktan beni çıkaran şey, 26 Haziran’daki Massive Attack konseri oldu.

Zorlu PSM bu yıl geniş kitleleri en çok sevindiren kültür sanat mekanı diyebilir miyiz, bence evet. Büyük prodüksiyon gerektiren büyük gruplar ve sanatçılar için de İstanbul’un elimizde kalan son kalelerinden biri. Nitekim Massive Attack konserindeki incelikli prodüksiyon da buna net olarak örnek gösterilebilir.

Massive Attack’tan önce Azekel ve Young Fathers’ı izledik. Özellikle Young Fathers, başlı başına headline niteliğinde bir grup. Üçlü vokali ve çılgın danslarıyla sahneyi Massive için hazırladılar. Massive Attack çıktığında ise harika bir barkovizyon şov izlemeye başladık. Hazırladıkları video ve akışlarda Türkçe, Türkiye ve dünya siyasetini eleştiren içerikler okuduk. Politik olarak halihazırda patlamaya hazır bünyelerimiz, Massive’in empatik ve sahiplenici içerikleriyle bir nebze de olsa sakinleşti. Sahnede epey uzun kaldılar, hemen hemen tüm hitlerini söylediler. İki şarkıda Azakel ve Young Fathers da sahnede onlara eşlik etti. Dileğim, ölmeden evvel Massive Attack’ı bi kere daha sahnede göreyim. Hayatımda izlediğim-dinlediğim en etkileyici şeylerden biriydi. Şey diyorum, çünkü müziğin ötesinde, büyücü gibi bir şey kendileri.

Temmuz: Nick Cave & The Bad Seeds

Temmuz’un hayatlarımız boyunca unutamayacağımız konserine cevap, kime sorsanız son aynıdır: Nick Cave & The Bad Seeds. NICK CAVE. 2017’deki Avrupa turnesini bir yerlerinden yakalamaya çok uğraşmış ancak uygun bir tarih ayarlayamamış benim için, yılın en güzel haberi buydu.

Çıktığı gün bilet alp beklemeye başladım konser günü, ultrasonik bir sıra bekleyip Küçükçiftlik Park’a girdiğimde, alan mahşer yeri gibiydi. Öndeki VIP kısmın hemen arkasında en önde dururken kalabalıktan fenalaştığım için, konseri en arkadan izledim. Nerdeyse tuvaletin önünden. Hayatta başımıza sık sık gelmeyecek, ayrıcalıklı hissettiren bir konser oldu. Tam bir mod yönetimi Nick Cave ve Bad Seeds’in sahnede yaptığı. Konserde beni zıplatan performans From Her To Eternity oldu. Nick Cave’in punk dönemlerine tutkun herkes için önemli bir hadise olmuştur bu şarkıyı canlı dinlemek. Nick’in bir grup dinleyiciyi sahneye çıkarıp iki şarkı boyunca onları etrafına oturtup şarkı söylemesi performansa aidiyetimizi inanılmaz yükselten anlardandı. Bu konserden bir kaç ay sona Conway Savage’i kaybettik. O geceki konser deneyimi hayatta bir daha aynen tekrarı olmayacak, nerdeyse hayatları değiştiren bir deneyim olarak hayatlarımızdaki yerini aldı.

Ağustos: Oh Sees

Ağustos, King Gizzard’ın Küçükçiftlik Park konseri ile başladı. Ve biz nihayet kulaklarımız patlamadan, mis gibi bir yaz akşamı King Gizzad’ın saykodelik sularında yüzebildik.

Yaklaşık 1 saat 40 dakika süren aralıksız bir sahne şovuydu. Hiç ara vermeden ve nerdeyse hiç konuşmadan, İstanbul’un 2018 yazının unutulmaz konserlerinden birine imza attılar. Murder of The Universe albümünden Digital Black ve Vomit Coffin ile hızlı bir giriş yapan grup, çok bekletmeden sevilen hitlerinden Sleep Drifter ve Rattlesnake’i çalarak Küçükçiftlik Park’ta küçük bir yangın başlattı denilebilir.

Konserin son 20 dakikası ise Gizzard’ın doğaçlama saykoledik şovu hepimizi göklere çıkardı. İki davul seti ve iki farklı ritimle konser boyunca kulağımızı ve beynimizi aynı anda çalıştırdığını düşündüğüm grup, konser sonunda hepimize güzel bi sürpriz yaptı. Fakat konser sonunda, sahne toplanırken ve alan boşalırken çalan şarkı hepimizi kalbinden yakalamıştır: Erkin Koray-Sevince.

Ağustos’un sonundaki diğer unutulmaz performans ise Oh Sees’inki. Zaten alamet-i farikaları canlı şovları olan grup, Zorlu PSM Studio sahnesinde bu yıl izlediklerimin en iyisiydi. Aslına bakarsanız Oh Sees’i İstanbul’da izlemek bana her şeyden öte umut verdi. İstanbul’da böyle niş müzik yapan bir grubu bu koşullarda izleyebildiysek, umut vardır arkadaşlar.

Ekim: Barış Demirel a.k.a Barıştık mı

Ekim’in en iyi konseri, ayın sonundaki Barış Demirel a.k.a. Barıştık mı – Fail / Play albüm lansman konseriydi. Barış’ın 2014’te çıkardığı ilk albümünden beri beklemede olduğumuz ikinci albümünün nihayet gelişiyle müzik listelerimiz şenlenmişken, Salon’daki lansman performansı sonrası albümle duygusal bağlarım pekişti diyebilirim. Barış’ın önce hisli hisli trompet çalıp duygularımızla oynadığı, ardından mikrofonu eline alıp şarkı söylediği ve hatta rap yaptığı sürprizli bir konserdi. Üstünde uzun uzun çalışılmış ve her detayında bir hikaye saklı işlerden Fail Play. Barış Demirel, Efe Demiral, Tolga Tohumcu ve Tibet Akarca; hem ağlatan hem güldüren, her işleri takip edilesi bir 4’lü. Evlerine misafirliğe gitmişiz kadar samimi bir geceydi. En nihayetinde beklediğimize değdi.

Kasım: Kes

Benim için en çapıcı performanslar, Kasım ayıyla son buluyor. Mekanların yeni yıl sonrasına hazırlandığı ve etkinliklerin seyreldiği Aralık ayında aklımdan çıkmayacak bir olay vuku bulmadı. Fakat Kasım, kapanışı güzel yaptı.

Kasım’ın unutulmayacak konserleri, Zorlu PSM’de Rodrigo Amarante ile başladı. Narcos için yaptığı Tuyo şarkısı ile bir dönem takıntılı biçimde tekrar tekrar dinlediğimiz Amarante, Cavalo albümündeki şarkıları çaldığı, naif ve içten performansı ile içimize işledi. Şarkıları dinleyiciyle göz göze söyleyen ve sahneden bize selamla gönderen Rodrigo, sık sık İstanbul’da olmaktan ne kadar mutlu olduğunu da dile getirdi. Studio’da Bezilya rüzgarları estirdi.

Ardından yine Studio’daki Gözyaşı Çetesi’nin albüm lansmanını yıl sonu raporuma koyarım! Alternatif müziğini elektronik şov ve yer yer alaturka vokaliyle karıştırıyor Çete. Parti gibi konserdi. Özellikle benim gibi dj müziğini seviyor ama hep bir şey eksik diye düşünüyorsanız, Gözyaşı Çetesi’ni şehrin bir yerinde yakalayıp dinleyiniz.

Gelelim Kasım’ın, hatta yılın son can alıcı konserine: KES. Kes Cenk Turanlı, Emre Kula ve Mehmet Demirdelen’den oluşan bir süpergrup. 2015’te çıkan Kamlama albümü ardından bir Avrupa turnesine de çıkan KES’in uzun bir aradan sonraki ilk konseriydi. Borusan Müzik Evi’ni dolduran progesif müzik sevenler olarak müziğin matematik haline tanık olduk. Konsere özel üretilen Big Baboli tasarımı tişörtler de mekanda satıştaydı. Güzel olduğu kadar dünya standartlarında, emsal de teşkil eden bir konserdi bu, hazırlanan merch’lerle birlikte. Türkiye’de bir benzeri olmayan grup KES, canlı dinlemiş olmak 2018’in en şanslı müzikal anlarından.

Esra Gündoğdu

Benzer Konular
Yorumlar (0)
Yorumlarınız en az 30 karakter olmalıdır.

E-Bülten

Gelen kutunuza gönderilen özel hikayeleri almak için bültenimize kayıt olun!