June ve Jennifer Gibbons İkizlerin İçler Ürperten Hikayesi

Tarih boyunca fark yaratan, gizemli hikayelerle karşı karşıya geldik. Bunlardan bir tanesi de June ve Jennifer Gibbons kardeşlerin yani ‘The Silent Twins’ hikayesi.

11 Nisan 1963’te dünyaya gelen Sessiz İkizler, Ortadoğu’da yer alan Aden kentinde dünyaya geldiler. Kısa bir süre sonra Barbados’a göç ettiler. İkizlerin annesi ev hanımı babaları ise kraliyet hava kuvvetlerinde çalışan bir teknisyen.

Yaşadıkları çevrede tek siyahi insanlar kendileri olduğu için çok şiddetli sıkıntılarla karşı kaşıya geldiler. Etraflarındaki insanların bu tutumları ikizleri birbirine daha çok yakınlaştırdı. Hatta kendi aralarında kimsenin anlayamayacağı bir dil oluşturarak başka kimseyle konuşmamaya başladılar. Zamanla bu ikizlerin anlık tepkileri de aynı olmaya başladı.

Çevrelerine karşı kendilerini izole eden bir hayat yaşamaya başlayan ikizlerin gidişatı ailelerini korkutuyor. 14 yaşına geldiklerinde terapist desteğiyle ikizleri birbirinden ayırmaya karar veriyorlar ve farklı yurtlara yerleştiriliyorlar. Ama bu fikir hiç işe yaramıyor, ikizler kimseyle iletişim kurmaz hale geliyor. Doktorlar durumun iyice kötüye gittiğini düşünerek, ikizleri tekrar bir araya getiriyorlar. Ancak ikizler bir araya geldikten sonra kendilerini bir odaya kapatıyorlar ve odadan çıkmaz hale geliyorlar. Kendilerini kapattıkları bu odada bir anlaşma yapıyorlar ‘’Eğer bir gün, birimiz ölürse, diğerimiz normal bir hayat yaşayacak ve diğeriyle konuşacak.’’

Bu oda içerisinde iki yıl boyunca günlük tutmaya başlıyorlar ve kısa hikayeler yazıyorlar. Bu hikaye yazma işini iyice benimsiyorlar ve roman yazmaya başlıyorlar. Hikayeler gitti gide saldırgan tavırları konu ediyorlar. Hatta kendilerini iyice kaptırdıktan bir süre sonra birbirlerini öldürmeye bile çalışıyorlar. Birbirlerini radyo kablosuyla boğmaya çalışmaktan köprüden atmaya çalışmak gibi birçok girişimde bulunuyorlar. Bu olaylar sonrasında mahkeme kararıyla ikisi de akıl hastanesine yatırılıyor.

Akıl hastanesinde 14 yıl geçirdikten sonra olaylar daha da farklılaşıyor. Çok zıt yerlerde farklı odalarda olmalarına rağmen aynı günlerde aynı davranışları sergiliyorlar.

Gazeteci olan Marjorie Wallec’in ikizlerin dahi olduğunu iddia etmesiyle hastanede zeka testi yapılıyor ve ikizler gerçekten de dahi çıkıyor. Marjorie Wallec’in ikizler için harcadığı çaba işe yarıyor ve ikizlerin tek konuştuğu insan olma özelliğine sahip oluyor. İkizler hiçbir zaman eskisi gibi olmuyor.

Bir gün ikizlerden Jennifer, Marjorie Wallece’a şunu söylüyor: ‘’ Marjorie biz bir karara vardık ve ben öleceğim.’’ Yıllar önce yaptıkları anlaşmanın günü geliyor ve ikizler bir hastaneden diğer hastaneye sevk edilirken Jennifer June’un omuzunda uyuya kalıyor ve bir daha uyanmıyor. Jennifer’ın vücudunda hiçbir ilaç ve zehre rastlanmıyor, kalbinde oluşan ani bir patlama sonucu öldüğü söylense de ölümü hala gizemini koruyor.

Jennifer’ın ölümünden sonra June, ikizlerin tek arkadaşı olan Wallece’a şunu söylüyor: ‘’ Bizler savaş yorgunlarıyız. Uzun bir savaştı ve sonunda birimiz bu kısır döngüyü sona erdirdi. Sonunda özgürüm. Onun karanlık gölgesinden kurtuldum. Nihayet Jennifer benim için hayatından vazgeçti.’’

Benzer Konular
Yorumlar (0)
Yorumlarınız en az 30 karakter olmalıdır.

E-Bülten

Gelen kutunuza gönderilen özel hikayeleri almak için bültenimize kayıt olun!